Yürüyüşe çıkalım mı? Bana uykudan önce hikâyeler okur musun? Bana yardım eder misin? Vaktim yok! Bu cevabı tanıyor musun? Bu küçümseyici ve neredeyse kaba olan cümlenin ardında ne var? Belki yorgunluk, stres, sabırsızlık, bencillik? Modern dünyanın aceleci hâli, her şeyi hızla geçip gitmemize neden oluyor. Gerçekten önemli olan şeyler dahil. İşte Helena Kraljič’in hikâyesinin anlattığı şey tam da bu. Ayıcık Tim, arkadaşlarına bir süre birbirlerini göremeyeceklerini söylemek istiyor ama arkadaşları günlük işlerine o kadar dalmış ki ona bir dakika, bir saniye, yüzde bir saniye bile ayıramıyorlar. Ama kibar ayıcık Tim sadece hoşça kal demek istiyor… Geri döndüğünde, kendisine bir an bile vakit ayırmayan arkadaşlarından intikam almıyor; yanlış anlaşılma olmaması için onları konuşmaya davet ediyor.
“Kimse birbirine küsmesin diye daha çok konuşup iletişim kurmalıyız.” Hikâyenin bu düşüncesi, hepimize hit ap etmiyor mu?